Lüks otomobil üreticisi Bentley, araçlarının hava yoluyla taşındığı tüm lojistik süreçlerde yalnızca sürdürülebilir havacılık yakıtı kullanacağını açıkladı. Hamle, yüksek karbonlu taşımacılık kalemlerini azaltma iddiasını yeniden tartışmaya açtı.

Lüks otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik söylemi uzun süredir üretim ve malzeme başlıkları üzerinden ilerliyordu. Bentley’in son kararı ise odağı doğrudan lojistiğe çeviriyor. Şirket, araçların hava yoluyla taşınması gereken tüm durumlarda yüzde yüz sürdürülebilir havacılık yakıtı kullanma taahhüdüyle, en yüksek emisyonlu taşıma yöntemlerinden birine müdahale etmeyi hedefliyor.
İddialı…
Hava taşımacılığı, otomotiv lojistiğinde sınırlı kullanılsa da karbon etkisi açısından en sorunlu alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Bentley’in bu adımı, “kaçınılmaz” kabul edilen emisyon kalemlerine dokunma iddiası taşıyor. benim perspektifimden bakıldığında soru şu: Bu karar toplam emisyon tablosunda anlamlı bir fark mı yaratacak, yoksa sembolik ama etkisi sınırlı bir hamle olarak mı kalacak?Sürdürülebilir havacılık yakıtlarının üretim ölçeği, maliyeti ve gerçek karbon kazancı hâlâ tartışma konusu. Bu nedenle Bentley’in yaklaşımı, iyi bir niyet beyanından çok, lüks markaların sürdürülebilirlik iddialarını operasyonel düzeyde ne kadar ileri taşıyabildiğinin bir testi olarak okunuyor. Gerçek etki, yakıt tercihlerinden çok, bu yaklaşımın ne kadar yaygın ve kalıcı hale geleceğiyle ölçülecek.
