Kuzey Avrupa ülkeleri İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’nın yıllara yayılan rüzgâr ve hidro yatırımları, elektrik arzını talebin üzerine taşıdı. Bu yüzden bazı saatlerde fiyatlar sıfıra, hatta eksiye düşüyor.

Avrupa enerji krizleriyle boğuşurken kuzeyde tuhaf bir durum yaşanıyor: Elektrik bazen o kadar bol ki fiyatı sıfırın altına düşüyor. Bu bir teşvik değil, sistemin kendisi. İsveç, Finlandiya, Danimarka ve Norveç yıllardır rüzgâr ve hidro yatırımlarını büyüttü; bugün geldiğimiz noktada üretim, bazı bölgelerde talebi aşmış durumda. Ama “elektrik bedava” ifadesi biraz yanıltıcı. Kimse faturayı tamamen sıfırlamıyor; şebeke bedelleri ve vergiler hâlâ var. Asıl değişen şey şu: elektriğin kendisi, yani üretim maliyeti dramatik biçimde düşmüş durumda. Öyle ki bazı saatlerde piyasada fiyat oluşamıyor, çünkü arz fazlası var.
Kuzey Avrupa Tablosu Tesadüf Değil
Bu tablo aslında hiç de tesadüf değil. Nordik ülkeler kişi başına düşen rüzgâr üretiminde dünyayı açık ara geride bırakıyor. Üstelik bu üretim sadece “yeşil” olmakla kalmıyor, doğrudan ekonomik avantaj yaratıyor. Son yıllarda bu ülkelerde elektrik fiyatları, Avrupa’nın geri kalanına kıyasla belirgin şekilde daha düşük seyrediyor. İşin kritik kırılması burada: Enerji artık kıtlık değil, bolluk üzerinden konuşuluyor. Ve bolluk, beraberinde yeni sorunlar getiriyor. Fazla üretim fiyatları düşürüyor ama aynı zamanda şebeke yönetimini zorlaştırıyor. Rüzgâr her estiğinde elektrik üretmek mümkün ama o elektriği her an kullanmak mümkün değil. PEki, bu model kopyalanabilir mi? Yoksa bu tablo, coğrafya ve sistem disiplini gibi çok özel koşulların bir sonucu mu? Avrupa’nın geri kalanı hâlâ bu sorunun cevabını arıyor gibi.
