“ÇEVKO olarak bizim için geri dönüşüm kültürünün ve kaynağında ayrı toplama alışkanlığının toplum genelinde yaygınlaşması, sürdürülebilir atık yönetimi sisteminin en temel unsurlarındandır.”

Röportaj: Nüshet Çamuşoğlu
Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı, ülkemizde geri dönüşüm sistemlerinin, toplum nezdinde de geri dönüşüm farkındalığı ve kültürünün oluşumunda önemli bir rol oynuyor. Son on yıldır öncelikli odak ve çalışma konularına, Türkiye’de döngüsel ekonomiye geçiş ve iklim krizi ile savaşın da eklendiği Vakıf, Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) ilkelerini benimsiyor. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Yeşil İş Platformu Dergisi’ne verdiği röportajda 34 yıldır çalışmalarını sürdüren ÇEVKO Vakfı’nı anlattı.
Sizi ve ekibinizi kısaca tanıyabilir miyiz?
TED Ankara Koleji, ODTÜ ve Ohio State Üniversitesi’ndeki eğitimlerimin ardından yüksek Makine Mühendisi olarak çokuluslu şirketlerde mühendislik ve yöneticilik yaptım. 23 yıl önce ÇEVKO Vakfı’na katıldım. Deneyimli ve iyi eğitimli bir kadroya sahip olan ÇEVKO Vakfı’nın bugün 12 profesyonel çalışanı bulunuyor. Çalışanların yaş ortalaması 47, iş yaşamında ÇEVKO’da geçirdikleri sürenin ortalaması ise 14 yıl. Yönetimi, iş süreçleri ve paydaşlarla ilişkileri bakımından uzman, çağdaş, kurumsal ve sürdürülebilir bir yapı olması için çaba gösterdiğimiz Vakfımız bugün Türkiye’de öncü ve örnek bir konumdadır.
Türkiye’de ambalaj atıklarının geri dönüşümü konusunda son yıllarda nasıl bir gelişim gözlemliyorsunuz?
Ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşümü ile ilgili çalışmaların geçmişi AB ile ilişkilerimiz ve etkileşimimiz nedeniyle 90’lı yıllara dayanıyor. Hatta ÇEVKO Vakfı’nın 1991 yılındaki kuruluşunu tetikleyen, bu konuda ülkemizde yapılan ilk yasal düzenlemelerdir. 2005 yılından 2021 yılına kadar ÇEVKO’nun da içinde yer aldığı, ülke geneline yayılan uygulamalarda, yapılan yasal düzenlemelerin belirlediği sistem içinde, belediyeler, sanayi kuruluşları, satış noktaları, lisanslı toplama, ayırma ve geri dönüşüm tesisleri ve tüketiciler rol almış, her yıl artan miktarda ambalaj atığı toplanarak geri dönüştürülmüştür. 2015 yılına gelindiğinde AB’de kabul edilen döngüsel ekonomi paketi geri dönüşüm konusundaki çalışmaların önemini arttırmış, geri dönüşüm hedeflerini yükseltmiş; en az atık oluşturma ve atıkları ham madde olarak sanayide değerlendirme ilkeleri benimsenmiş; çalışmaların finansmanı ve organize edilmesi için belediyelerle iş birliği içinde çalışan “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu” modelleri zorunlu hale gelmiştir.
Ülkemizde ise 2019 yılından itibaren Sıfır Atık Yönetmeliği yayımlanmış, GEKAP (Geri Kazanım Katılım Payı) ve içecek ambalajları için zorunlu depozito sistemi hakkında yasal düzenlemeler yapılmıştır. Böylece merkezi idarenin atık yönetimindeki rolü artmış; “Sıfır Atık” devlet politikası haline gelirken, depozito sisteminin kurulması ve yönetilmesi görevi Türkiye Çevre Ajansı’na verilmiş, işletmeler de atıkların toplanması ve geri dönüşümü konusunda döngüsel ekonomi içinde daha etkin ve aktif rol almak yerine, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na GEKAP öder hale gelmiştir. Ayrıca Birleşmiş Milletler’de Türkiye’nin önerisiyle Sıfır Atık Günü belirlenmiştir.
*Röportajın tamamına Yeşil İş Platformu Dergisi Mayıs sayısından ulaşabilirsiniz.
