Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2026 raporuna göre, Türkiye’de rüzgâr ve güneş ilk kez yüzde 20 eşiğini aştı.

Türkiye’nin elektrik üretiminde yeni bir eşik aşıldı ama bu hikâye tek başına bir başarı anlatısı değil. Ember’in yayımladığı son rapor, rüzgâr ve güneşin toplam payının ilk kez yüzde 20’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Bu, sistemin yön değiştirdiğine işaret ediyor. Ama aynı anda başka bir gerçek daha var: Değişim başlasa da, ağırlık hâlâ yerinde duruyor. Son yıllarda kurulan kapasiteye bakınca aslında tablo gayet net. Rüzgâr tarafında rekor kurulumlar gelirken, güneş üretimi kısa sürede iki katına çıkıyor. Bu büyüme sadece politik değil, aynı zamanda ekonomik. Maliyetler düşüyor, kurulumlar hızlanıyor, teknoloji yaygınlaşıyor. Yani dönüşüm artık “mümkün” değil, fiilen gerçekleşiyor. Ancak sistem sadece yeni yatırımlarla değişmiyor. Rapora göre Türkiye’de elektrik üretiminin en büyük payı hâlâ kömürden geliyor. Üstelik bu kömürün önemli kısmı ithal. Bu da çelişkili bir tablo yaratıyor: Bir yanda yerli ve temiz kaynaklar büyüyor, diğer yanda dışa bağımlı ve yüksek karbonlu bir yapı korunuyor.
Doğalgazda Gerileme
Doğalgazın payındaki gerileme ise dikkat çekici. Bir dönem sistemin ana taşıyıcısı olan gaz, yerini yavaş yavaş yenilenebilir kaynaklara bırakıyor. Ama bu boşluğun ne kadarının gerçekten temiz enerjiyle dolduğu, ne kadarının başka fosil kaynaklarla dengelendiği sorusu hâlâ açık. Türkiye’nin bölgesel konumu da bu tabloyu daha anlamlı kılıyor. Rapor, Türkiye’nin çevresindeki ülkeler arasında yüzde 20 eşiğini aşan tek ülke olduğunu ortaya koyuyor. Bu önemli bir eşik ama aynı zamanda başlangıç noktası.
Sistem değişiyor, ama tam olarak dönüşmüş değil.
