Paris Mahkemesi, enerji şirketi TotalEnergies'in iklim risklerini yalnızca kendi operasyonlarıyla sınırlı değerlendiremeyeceğine hükmetti. Karar, şirketin sattığı petrol ve gaz ürünlerinden kaynaklanan Scope 3 emisyonlarını da iklim risk planına dahil etmesini zorunlu kılarak kurumsal iklim sorumluluğunda yeni bir dönemin kapısını araladı.
Paris Mahkemesi, Fransa'nın enerji devi TotalEnergies'in iklim risklerini değerlendirdiği özen yükümlülüğü planını güncellemesine karar verdi. Mahkeme, şirketin yalnızca doğrudan faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları değil, sattığı petrol ve doğal gaz ürünlerinin kullanımı sırasında ortaya çıkan Scope 3 emisyonlarını da iklim riskleri kapsamında değerlendirmesi gerektiğine hükmetti. Şirkete, güncellenmiş planını mahkemeye sunması için altı ay süre tanındı.
Scope 3 Tartışmasında Yeni Sayfa
Karar, çevre örgütlerinin yeni fosil yakıt projelerinin durdurulması ya da bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri gibi taleplerini kabul etmese de, Scope 3 emisyonlarının kurumsal iklim yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koyması bakımından dikkat çekiyor. TotalEnergies bugüne kadar bu emisyonların müşterilerin ürünleri kullanması sonucu oluştuğunu ve doğrudan şirket sorumluluğunda değerlendirilemeyeceğini savunuyordu. Mahkeme ise ürünlerin kullanımından doğan iklim etkilerinin şirketin risk yönetimi kapsamında ele alınması gerektiğine karar verdi.

Sadece TotalEnergies'i İlgilendirmiyor
Kararın etkisinin yalnızca TotalEnergies ile sınırlı kalması beklenmiyor. Son yıllarda yatırımcılar, finans kuruluşları ve düzenleyici otoriteler şirketlerden yalnızca kendi operasyonlarını değil, tüm değer zincirindeki emisyonları da daha şeffaf biçimde raporlamalarını talep ediyor. Paris Mahkemesi'nin kararı da bu beklentiyi hukuki zemine taşıyan önemli örneklerden biri olarak görülüyor. Özellikle enerji sektöründe toplam karbon ayak izinin büyük bölümünü oluşturan Scope 3 emisyonları, sürdürülebilirlik raporlaması ve kurumsal iklim stratejilerinin en tartışmalı başlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bu karar, şirketlerin yalnızca kendi faaliyetlerini değil, sattıkları ürünlerin yaşam döngüsü boyunca yarattığı iklim etkilerini de daha kapsamlı şekilde yönetmeleri yönündeki küresel eğilimi güçlendirebilir.






