Scientific Reports’ta yayımlanan araştırma, nemin sıcak ve soğuk havayı vücut için çok daha tehlikeli hale getirdiğini kanıtladı. İklim değişikliğiyle bu risk katlanarak büyüyecek.

Hava durumu tahminlerinde gözümüz hep termometrededir. Oysa vücudumuz sadece sıcaklığı değil, havadaki nemi de hisseder — ve nem, işleri çok daha karmaşık bir hale getirebilir. Nisan 2026’da Scientific Reports’ta yayımlanan araştırma, Çin’in 13 büyük şehrinden derlenen yaklaşık 2,5 milyon ambulans çağrısı kaydını inceledi. Sonuç netti: Sıcaklık tek başına değil, nemle birleştiğinde çok daha ağır sağlık sonuçları doğuruyor.
Ter işe Yaramayınca
Sıcak ve nemli havalarda vücudun birincil soğutma mekanizması olan terleme işlevsiz kalır. Hava zaten su buharıyla dolu olduğundan ter buharlaşamaz, beden ısısı yükselmeye devam eder. 35 derece bile yüzde 50 nemle çok daha bunaltıcı hissettirilebilir. Bu süreç; dehidrasyon, baş dönmesi, ısı bitkinliği ve ısı çarpmasına zemin hazırlar.
Soğukta nem ise tam ters yönde çalışır: Üşüme hissini derinleştirir, vücut ısısının düşme hızını artırır. Astım, KOAH, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları olanlar her iki uç koşulda da en kırılgan grubu oluşturuyor.
Dört Tehlikeli Eşik
Araştırma dört yüksek riskli eşik tanımladı: sıcak-nemli, sıcak-kuru, soğuk-nemli ve soğuk-kuru. En ağır tablonun soğuk ve kuru koşullarda ortaya çıktığı, bunu sıcak ve nemli koşulların yakından izlediği görüldü.Tarihsel veriler de bu bulguları destekliyor. 2003 Avrupa sıcak dalgası 70.000’den fazla can almıştı; 2008’de Çin’in güneyini vuran soğuk dalga ise yüzde 43,8 oranında fazladan ölüme yol açmıştı.
Araştırmacıların önerisi açık: Halk sağlığı uyarı sistemleri artık yalnızca sıcaklığı değil, nemi de temel almalı. İklim değişikliğiyle birlikte bu tür bileşik hava olaylarının 2100’e kadar hem daha sık yaşanacağı hem de çok daha geniş coğrafyaları etkileyeceği öngörülüyor.
