Avrupa Birliği, iklim politikalarının en önemli araçlarından biri olan Emisyon Ticaret Sistemi (EU ETS) kapsamında karbon salan tesislerden gelir elde ediyor. Bu gelirlerin önemli bir bölümü ise özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde enerji dönüşümünü hızlandırmak amacıyla kurulan Modernizasyon Fonu aracılığıyla yeniden ekonomiye kazandırılıyor.

Kâğıt üzerinde sistem oldukça net: Karbondan elde edilen gelir, karbonsuz bir geleceğe yatırım olarak geri dönüyor.
Ancak çevre örgütü CEE Bankwatch tarafından yayımlanan yeni rapor, uygulamada tablonun daha karmaşık olduğunu öne sürüyor.
Yeşil Fonlarda "Gri" Harcamalar
Rapora göre fondan bugüne kadar aktarılan kaynakların yaklaşık 7,1 milyar avrosu, doğal gaz altyapısı, atık yakma tesisleri ve bazı biyokütle projeleri gibi çevresel etkileri tartışılan yatırımlara yönlendirildi. Bu da harcamaların yaklaşık üçte birinin, iklim hedefleri açısından soru işaretleri taşıyan projelerde kullanıldığı anlamına geliyor.
Çevre kuruluşları, özellikle doğal gaz yatırımlarının Avrupa'nın uzun vadeli net sıfır emisyon hedefleriyle çeliştiğini savunuyor. Onlara göre fosil yakıt altyapısına yapılan her yeni yatırım, karbon bağımlılığını yıllarca uzatma riski taşıyor.
Komisyon: Kurallar Değişti
Avrupa Komisyonu ise eleştirilere farklı yaklaşıyor.
Komisyon, fonun ilk yıllarında doğal gaz projelerine daha geniş ölçüde destek verildiğini ancak 2023'te yapılan düzenlemelerle bu alanın önemli ölçüde sınırlandırıldığını belirtiyor. Yeni dönemde fonun ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, elektrik şebekeleri ve depolama altyapısına yönlendirildiği ifade ediliyor.
Yetkililer ayrıca doğal gazın bazı ülkeler için kömürden çıkış sürecinde geçici bir çözüm olarak değerlendirildiğini savunuyor.
Tartışma Doğal Gazın Ötesine Geçiyor
Asıl tartışma ise tek başına doğal gaz değil.
İklim politikalarının başarısı, yalnızca ne kadar kaynak ayrıldığıyla değil, bu kaynakların hangi yatırımları desteklediğiyle ölçülüyor. Avrupa Birliği, küresel ölçekte yeşil finansın en güçlü savunucularından biri olarak görülüyor. Bu nedenle fonların kullanımına ilişkin her tartışma, yalnızca bütçe yönetimini değil, iklim politikalarının güvenilirliğini de doğrudan etkiliyor.
Üstelik bu tartışma, Türkiye açısından da önem taşıyor. Avrupa'nın karbon piyasaları ve dönüşüm fonları, önümüzdeki yıllarda Türk sanayisinin rekabet gücünü ve ihracat koşullarını da şekillendirecek başlıklardan biri olmaya devam edecek.
Editörün Görüşü
Bana sorarsanız yeşil dönüşümün en değerli sermayesi para değil, güven.
Vatandaşlardan ve şirketlerden karbon salımı için bedel talep ederken, o kaynağın gerçekten düşük karbonlu bir geleceğe yatırım olarak döndüğünü gösterebilmek gerekiyor. Doğal gazın bir "geçiş yakıtı" olup olmadığı yıllardır tartışılıyor. Ancak bugün asıl tartışılması gereken başka bir konu var: Yeşil fonların sınırını kim çiziyor? Çünkü bir fonun adına "yeşil" demek kolay. Onu gerçekten yeşil tutabilmek ise çok daha zor.






