Tuvalet kağıdından ambalaja kadar milyonlarca ürünün arkasındaki ormanları daha yakından yönetmek isteyen P&G, sürdürülebilirlik ekibine bir ormancı kattı. Karar, şirketlerin doğa ve biyolojik çeşitlilik risklerini artık tedarik zincirinin başladığı noktadan ele almaya başladığını gösteriyor.

Dünyanın en büyük tüketim ürünleri şirketlerinden biri olan Procter & Gamble (P&G), sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için sıra dışı bir adım attı: Bir ormancıyı işe aldı. İlk bakışta alışılmadık görünen bu tercih, aslında şirketlerin iklim ve doğa kaynaklı risklerle mücadelede yeni bir döneme girdiğine işaret ediyor. Tuvalet kağıdı markası Charmin, kağıt havlu markası Bounty ve kağıt bazlı birçok tüketim ürününün üreticisi olan P&G, 2030 yılına kadar kullandığı tüm odun hamurunun Forest Stewardship Council (FSC) tarafından tanınan kaynaklardan gelmesini hedefliyor. Şirketin bu dönüşüm sürecindeki önemli isimlerinden biri ise ormancılık eğitimi almış ve yıllarca sahada çalışmış Chris Reeves. Reeves’in görevi yalnızca sürdürülebilirlik raporları hazırlamak değil; orman sahipleriyle görüşmek, tedarikçileri denetlemek ve daha iyi orman yönetimi uygulamalarını sahada yaygınlaştırmak.
Strateji
Son yıllarda şirketlerin iklim hedefleri kadar doğa ve biyolojik çeşitlilik hedefleri de yatırımcıların ve tüketicilerin radarına girmiş durumda. Özellikle kağıt, ambalaj ve ahşap temelli ürünler kullanan şirketler için hammaddenin nereden geldiği artık kritik bir konu olarak görülüyor. P&G’nin ormancı istihdam etmesi de bu nedenle yalnızca bir insan kaynakları kararı değil, tedarik zincirinin en başına uzanan bir sürdürülebilirlik stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşımın arkasında yalnızca gönüllü çevre politikaları bulunmuyor. Son yıllarda şirket, özellikle Kanada’nın boreal ormanlarından sağlanan odun hamuru nedeniyle çevre örgütlerinin ve bazı yatırımcıların baskısıyla karşı karşıya kaldı. Bu süreç, büyük markaların tedarik zincirlerinde ormansızlaşma ve habitat kaybı risklerini daha yakından takip etmelerine neden oldu.
Uzmanlara göre ormancılar yalnızca ağaçları değil, ormanların ekonomik, sosyal ve ekolojik değerini de yönetebilen profesyoneller. Bu nedenle doğa pozitif hedefler açıklayan şirketlerin önümüzdeki dönemde biyologlar, ormancılar ve ekosistem uzmanlarıyla daha fazla çalışması bekleniyor. FSC ABD Başkanı Sarah Billig’e göre markalar doğa temelli hedefler belirledikçe, tedarik zincirinin sahadaki gerçeklerini anlayabilecek uzmanlara duyulan ihtiyaç da artıyor. Bir zamanlar sürdürülebilirlik ekiplerinin görevi karbon emisyonlarını raporlamakla sınırlıyken, bugün şirketler ormanların, su kaynaklarının ve biyolojik çeşitliliğin geleceğini de yönetmeye çalışıyor. P&G’nin ormancı hamlesi, kurumsal sürdürülebilirliğin giderek daha fazla doğrudan doğaya dokunan bir alana dönüştüğünün son örneklerinden biri olarak görülüyor.



