Warning: foreach() argument must be of type array|object, null given in /var/www/html/wp-content/plugins/td-composer/legacy/common/wp_booster/td_util.php on line 626
Ana Sayfa Röportaj “Sürdürülebilirlik, Yönetim Disiplinidir”

“Sürdürülebilirlik, Yönetim Disiplinidir”

0
688

Enerji sektöründe sürdürülebilirlik artık iş yapış biçimlerini kökten dönüştüren stratejik bir zorunluluk. Beta Enerji Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Yöneticisi Ayşegül Yılmaztürk, Yeşil İş Platformu Dergisi’ne verdiği röportajda; şirketlerin karbon yönetiminden dijitalleşmeye, enerji verimliliği yatırımlarından geleceğin trendlerine uzanan yolculuğunu anlattı.

“Beta Enerji’de sürdürülebilirliği; raporlama ya da uyum gerekliliklerinin ötesinde, şirketlerin geleceğini şekillendiren bir yönetim disiplini olarak görüyorum.”

Röportaj: Eda Ünsün

Sizi ve ekibinizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Beta Enerji’de Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik fonksiyonunu yönetiyorum. Rolümüz, şirketin tüm operasyonlarını sürdürülebilirlik perspektifiyle yeniden yapılandırmak. Ekibimle birlikte yönetim sistemleri ve sürdürülebilirliği şirketin iş yapış biçimini şekillendiren entegre bir yapı olarak ele alıyoruz. Odağımız; veriye dayalı, izlenebilir ve sürekli gelişen bir sistem kurarak şirketin geleceğe daha hazırlıklı ilerlemesini sağlamak.

Bu yaklaşım, özellikle enerji ve üretim odaklı bir organizasyonda kritik bir değer yaratıyor. Çünkü doğru kurulan bir sistem, hem performansı ölçer hem de karar kalitesini artırır, riskleri görünür kılar ve sürdürülebilir büyümeyi destekler.

Beta Enerji gibi enerji altyapılarına dokunan bir yapıda çalışmak ise bizim için ayrı bir sorumluluk taşıyor. Sürdürülebilirliği üretimden tedarik zincirine, veriden yönetime kadar uzanan bütüncül bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz.

Enerji yönetimi ve sürdürülebilirlik alanına yönelmenize ilham veren kırılma noktası neydi?

Aslında bu süreç bir anda değil, farkındalıkla şekillendi. Üniversite sonrasında profesyonel hayata adım attığım dönemde, sürdürülebilirlik raporlarıyla tanışmam bu sürecin kırılma noktası oldu. O dönemde sadece bir rapor okuduğumu düşünüyordum; ancak zamanla bunun şirketlerin nasıl düşündüğünü, nasıl karar aldığını ve geleceğini nasıl kurguladığını belirleyen bir yaklaşım olduğunu fark ettim. Bu da benim için sürdürülebilirliği bir uzmanlık alanından çok, bir bakış açısı haline getirdi. Sonrasında kariyerim boyunca gördüğüm en önemli şey şu oldu: Sürdürülebilirlik, doğru ele alındığında şirketlere hem çevresel hem de operasyonel ve stratejik bir güç kazandırıyor. Bu farkındalıkla bu alanda derinleşmeye ve bugün yaptığım işi daha bütüncül bir perspektifle ele almaya başladım.

Bugün geldiğim noktada ise sürdürülebilirliği; raporlama ya da uyum gerekliliklerinin ötesinde, şirketlerin geleceğini şekillendiren bir yönetim disiplini olarak görüyorum.

Beta Enerji Yönetim Sistemleri’nde yürüttüğünüz çalışmalar kapsamında, şirketlerin karbon ayak izini azaltmada en kritik adımlar sizce nelerdir?

Karbon ayak izini azaltmak çoğu zaman teknik bir konu gibi ele alınıyor; oysa aslında bu, doğrudan bir yönetim meselesidir. Şirketlerin en sık yaptığı hata, çözümü doğrudan teknoloji yatırımlarında aramak. Oysa gerçek dönüşüm, doğru veriyi anlamak ve yönetmekle başlıyor. İlk ve en kritik adım, emisyonların doğru ve güvenilir şekilde ölçülmesidir. Çünkü ölçülemeyen bir alanın yönetilmesi mümkün değil. Sağlıklı bir veri altyapısı kurulmadan belirlenen hedefler çoğu zaman sürdürülebilir olmaktan uzak kalıyor.

İkinci önemli başlık, enerji verimliliği. Çoğu şirket için en hızlı ve en uygulanabilir kazanım burada. Mevcut süreçlerin optimize edilmesi, tüketim alışkanlıklarının analiz edilmesi ve verimsizliklerin ortadan kaldırılması, hem maliyetleri düşürüyor hem de doğrudan emisyon azaltımı sağlıyor. Enerji dönüşümü de kaçınılmaz bir gündem. Yenilenebilir enerjiye geçiş, uzun vadede rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Ancak asıl değer, sadece üretim tarafında değil, tüketim ve yönetim modelinde yaratılıyor. Benim altını çizdiğim konu ise tedarik zinciri. Çünkü şirketlerin gerçek karbon etkisi çoğu zaman kendi operasyonlarının ötesinde, değer zincirinde oluşuyor; sürdürülebilirlik yaklaşımının iş ortaklarını kapsayacak şekilde ele alınması gerekiyor.

Karbon yönetimi hem çevresel hem de finansal performans, risk yönetimi ve rekabetçilikle doğrudan ilişkili. Süreci doğru yöneten şirketler, daha düşük emisyon, daha güçlü ve dayanıklı bir iş modeline sahip oluyor.

*Röportajın tamamına Yeşil İş Platformu Dergisi Mayıs sayısından ulaşabilirsiniz.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz