BM İklim Şefi Simon Stiell, İstanbul’da yaptığı tarihi çağrıda iklim eylemini “yeni dünya düzensizliğine” karşı küresel bir istikrar silahı olarak tanımladı. Trump yönetiminin bilimsel dayanakları feshettiği bir dönemde Stiell, iklim iş birliğinin sadece çevresel bir tercih değil, ulusal güvenlik ve ekonomik hayatta kalma meselesi olduğunun altını çizdi.

UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, COP31 ev sahipliğine hazırlanan İstanbul’da yaptığı konuşmada, uluslararası sistemin bir “yeni dünya düzensizliği” içinde olduğunu vurguladı. Trump’ın ABD’de emisyon düzenlemelerinin temel taşı olan “Tehlike Tespiti” kararını iptal etmesine dolaylı ama sert bir yanıt veren Stiell, iklim eylemini bu karmaşadan çıkışın “gizli olmayan silahı” olarak nitelendirdi. Ona göre, temiz enerjiye geçiş artık sadece karbon ayak izini düşürmekle ilgili değil; ülkeleri fosil yakıt kaynaklı ekonomik şoklardan ve jeopolitik şantajlardan koruyacak bir “egemenlik” hamlesi.
İstanbul Hattında İklim Diplomasisi: Kim Daha Cesur?
Stiell’in Bakan Murat Kurum ile birlikte verdiği poz, Türkiye’nin COP31 adaylığı sürecinde küresel bir “güvenli liman” olma iddiasını güçlendiriyor. Ancak bizim perspektifimizden bakıldığında asıl soru şu: ABD gibi dev bir aktör masadan bilimi iterek kalkarken, gelişmekte olan ekonomiler bu “istikrar” vaadine ne kadar yatırım yapabilecek? Stiell, temiz enerji yatırımlarının fosil yakıtlardan iki kat daha hızlı büyüdüğünü hatırlatarak ekonominin rasyonalitesine sığınıyor; fakat ticaret savaşlarının ve “bilek güreşi” siyasetinin iklim iş birliğini bir pazarlık kozuna dönüştürmesi işten bile değil.
