Havacılıkta emisyon baskısı artarken, sürdürülebilir yakıt cephesinde para da yön değiştiriyor. Büyük enerji ve havayolu oyuncularının SAF yatırımlarında aynı masada buluşması, dönüşümün hızlanıp hızlanmayacağı sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Havacılık sektörünün en zor başlıklarından biri olan emisyon azaltımı, sürdürülebilir havacılık yakıtları üzerinden yeniden şekilleniyor. Bu kez sahnede enerji devi Shell ile British Airways’in çatı şirketi IAG var. İki büyük oyuncu, SAF üreticisi LanzaJet’in yüksek değerleme üzerinden gerçekleşen sermaye artırımı turuna liderlik ederek, sektördeki dönüşüm beklentisini daha da görünür hale getirdi.

Yatırım, atık bazlı etanolün jet yakıtına dönüştürülmesini mümkün kılan teknolojilerin ticari ölçekte yaygınlaşmasını hedefliyor. Kağıt üzerinde tablo umut verici: daha düşük karbon ayak izi, havacılık için yeni bir yakıt alternatifi ve regülasyon baskısına karşı güçlü bir argüman. Ancak Yeşil cepheden bakıldığında tablo hâlâ pürüzsüz değil. SAF üretiminin maliyeti, ölçeklenebilirliği ve gerçek karbon kazancı konusunda soru işaretleri masada duruyor.
Büyük şirketlerin bu alana girişi, sürdürülebilirliği yalnızca bir taahhüt değil, stratejik bir yatırım alanı olarak gördüklerini gösteriyor. Yine de kritik eşik şu: Bu yatırımlar havacılığın toplam emisyon yükünü gerçekten aşağı çekecek mi, yoksa yüksek profilli ama sınırlı etkili bir geçiş hikâyesi mi yazılıyor? Yanıt, paranın değil, yakıtın sahadaki karşılığıyla ortaya çıkacak.
