İklim krizi derinleşirken, dünyanın en büyük kalkınma finansörlerinden biri rotasını yeniden çiziyor. Dünya Bankası, yıllık kredi hacminin yüzde 45'ini iklim değişikliğiyle bağlantılı projelere yönlendirme hedefini artık kullanmayacağını açıkladı. Bunun yerine istihdam, büyüme ve ekonomik kalkınmayı merkeze alan, iklim faydasını ise bu çerçevenin bir parçası olarak değerlendiren yeni bir yaklaşım benimsenecek.

Rakamlar değişiyor, mesaj da değişiyor
Dünya Bankası yönetimi bu kararı iklimden vazgeçmek olarak tanımlamıyor. Aksine, iklim yatırımlarının devam edeceğini ve projelerin sera gazı azaltımı ile iklim direnci açısından izlenmeyi sürdüreceğini vurguluyor. Ancak sayısal bir hedefin ortadan kalkması, uluslararası finans dünyasında güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Çünkü son yıllarda birçok kalkınma bankası, iklim finansmanındaki iddiasını tam da bu tür ölçülebilir hedeflerle ortaya koyuyordu. Kararın arka planında ise yalnızca finansal değil, siyasi dengeler de bulunuyor. Özellikle ABD yönetiminin Dünya Bankası'nın iklim politikalarını yeniden şekillendirmesi yönündeki baskıları uzun süredir uluslararası kamuoyunun gündemindeydi. Bankanın yeni yönetimi, kalkınma yatırımları ile iklim yatırımlarını birbirinden ayırmak yerine aynı potada değerlendirmeyi tercih ediyor.
İklim finansmanı ikinci plana mı düşüyor?
Bugün kimse Dünya Bankası'nın yenilenebilir enerji ya da iklim uyum projelerini tamamen bırakacağını söylemiyor. Tartışma başka bir noktada düğümleniyor. İklim artık bağımsız bir yatırım önceliği olarak mı görülecek, yoksa ekonomik kalkınmanın içinde eriyen başlıklardan biri mi olacak? Bu ayrım küçük gibi görünse de, özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim finansmanına erişimi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Çünkü sayısal hedefler yalnızca bütçe planlamasını değil, yatırımcı güvenini ve uluslararası beklentileri de şekillendiriyor.
Kaynak: Reuters






