Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA), “Enerji Üretimi ve Sanayide Kömür Gazlaştırmanın Yeri” başlıklı raporuyla kömür teknolojilerini iklim krizi bağlamında değerlendiriyor. Rapor, karbon yakalama teknolojileri ve küçük modüler reaktörlerin yanı sıra kömür gazlaştırma teknolojilerini de iklim hedefleri ışığında inceliyor.
Rapora göre, kömür gazlaştırma teknolojisi dünya çapında enerji üretimi ve sanayide kimyasal madde üretiminde yaygın olarak kullanılsa da Türkiye’de henüz ticari uygulaması bulunmamaktadır. SEFiA raporu, bu teknolojinin kömür yakmaktan daha fazla emisyon ürettiğini ve enerji verimliliği açısından sorunlu olduğunu vurgulamaktadır.

SEFiA’nın raporu ayrıca, kömür gazlaştırmanın enerji bağımlılığını azaltma potansiyeline rağmen, enerji verimsiz olduğunu, su ve karbonu yoğun olarak tükettiğini ve ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığını belirtmektedir. Raporda, hidrojen üretiminde kullanılan kömür gazlaştırma ve elektrik üretiminde kullanılan yeraltı kömür gazlaştırma teknolojilerinin incelendiği ve bu teknolojilerin çevresel etkileriyle ilgili endişelerin dile getirildiği görülmektedir.
SEFiA raporu, kömür gazlaştırmanın çevreci bir yöntem olup olmadığını da tartışmaktadır. Hidrojen üretiminde kömür gazlaştırmanın yoğun emisyon ürettiği ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanması durumunda emisyonların azalabileceği belirtilmektedir. Ancak, yer altı kömür gazlaştırmanın çevresel etkilerinin ciddi olduğu ve temiz enerji kaynaklarıyla rekabet edemediği vurgulanmaktadır.
Son olarak, rapor kömür projelerinin ekonomik açıdan da sürdürülebilir olmadığını göstermektedir. Yakın dönemdeki kömür gazlaştırma projelerinin maliyetlerinin artması ve finansman sorunları nedeniyle rafa kaldırıldığı belirtilmektedir.
SEFiA Analisti Taylan Kurt, Türkiye’deki temiz kömür teknolojilerine yönelik Ar-Ge çalışmalarına dikkat çekerek, kömürün enerji üretimindeki rolünün Türkiye’nin net sıfır hedefiyle çeliştiğini belirtmektedir.
SEFiA Direktörü Bengisu Özenç ise kömür gazlaştırma teknolojilerinin iklim krizi karşısında bir çözüm olarak sunulsa da Türkiye’yi daha savunmasız hale getirdiğini ifade etmektedir. Özenç, temiz enerji kaynaklarının önceliklendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
