Cuma, Mart 6, 2026

Derin Deniz Madenciliğinde Kazanan Kapital, Kaybeden Ekosistem

Yeni bir çalışma, derin deniz madenciliğinin getirdiği ekonomik değerin büyük çoğunluğunun özel şirketlere aktığını, gelişmekte olan ülkelerin neredeyse hiçbir pay almadığını ve çevresel yıkım riskinin hafife alındığını gösteriyor.

Derin Deniz Madenciliği

Derin deniz madenciliği, okyanus tabanındaki zengin minerallerin çıkarılması fikriyle uzun süredir tartışılıyor. Ancak son yapılan araştırmalar, bu sektörün ekonomik paylaşımdaki adaletsiz yüzünü ortaya koyuyor. Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’nin mevcut gelir paylaşım taslakları incelendiğinde, bu faaliyetlerden elde edildiği iddia edilen değerin neredeyse tamamının birkaç büyük özel şirkete akacağı, küresel güneydeki ülkelerin ise bunun çok küçük bir kısmını bile alamayacağı anlaşılıyor. Çalışma, Afrika ülkeleri örneğinde altı madencilik sahası açıldığında her bir ülkenin toplam telif haklarından yalnızca yarım puanın altında pay almasının beklendiğini gösteriyor; Brezilya gibi büyük bir ekonomide bile payın gayri safi yurtiçi hasılaya oranla binde birleri geçmediği hesaplanıyor.

Buna karşılık, özel madencilik şirketlerinin 2028–2030 döneminde tahmini toplam gelirin yüzde 98’ini kazanacağı öngörülüyor. Bu ekonomik asimetri, derin deniz madenciliğinin hem çevresel risklerini hem de bu risklere karşı savunmasız toplumların yerel geçim kaynaklarını nasıl marjinalleştirdiğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Riskin geniş deniz ekosistemlerine vereceği zarar ve uzun vadeli etkilerse hâlâ kapsamlı bilimsel değerlendirmelere tabi tutulmuş değil.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...