Aralık ayında gerçekleşen Yeşil Diyalog buluşması, yurt içi ve yurt dışından akademisyenleri, sivil toplum temsilcilerini ve politika yapıcıları bir araya getirdi. Etkinlikte, güncel çevre sorunları, yeşil politikalar ve olası çözüm yolları paneller ve atölye çalışmalarıyla tartışıldı.

Kentleşme, madencilik, tarım ve endüstriyel faaliyetlerin doğa üzerindeki baskısının giderek arttığına dikkat çekilen etkinlikte; ormansızlaşma, arazi bozunumu, ekosistem tahribatı ve tür kayıplarının artık günlük yaşamın bir parçası haline geldiği vurgulandı. Yeşil Diyalog’ta, herkes için sürdürülebilir bir dünya fikri merkeze alınarak doğayla uyumlu, yaşam kalitesini gözeten ve geleceği koruyan yaklaşımlar tartışıldı. Charles Dickens’ın “Yaşamın canını değil, tadını çıkarın” sözü üzerinden, insanın doğayla kurduğu ilişki yeniden sorgulandı.
Geniş Başlık Yelpazsei
Toplantılarda doğa hakları mücadelelerinden çevre kirliliğine kadar geniş bir başlık yelpazesi ele alındı. Kimyasal, biyolojik ve nükleer kirliliğin azaltılması, çevresel tahribatın durdurulması ve ekosistemlerin korunması, öne çıkan konular arasında yer aldı. Yeşil Diyalog, bilgiyi paylaşmayı, farklı görüşleri yan yana getirmeyi ve gerektiğinde mevcut politikaların yeniden düşünülmesini amaçlayan bir buluşma. Yaklaşık 15 yıldır düzenlenen Yeşil Diyalog, ilk yıllarında Yeşiller tarafından başlatıldı. Son dört yıldır ise Yeşil Düşünce Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşma, yeşil hareket için önemli bir karşılaşma ve tartışma alanı olmayı sürdürüyor.
Yeşil Düşünce Derneği ile Bahçeşehir Üniversitesi Hayvan ve Doğa Hukuku Laboratuvarı iş birliğiyle düzenlenen 21. Yeşil Diyalog, 27 Aralık Cumartesi günü 13.00–16.00 saatleri arasında Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşti ve bizlerin de katıldığı bu buluşmada iklim krizi; yalnızca çevresel bir tehdit olarak değil, yeşil siyasetin bütüncül perspektifiyle hukuk, demokrasi ve toplumsal adalet alanlarını doğrudan etkileyen yapısal bir mesele olarak ele alındı.
Emisyon Ticaret Sistemi’ne Değinildi
Serkan Köybaşı (Bahçeşehir Üniversitesi), konuşmasında Türkiye’deki İklim Kanunu tartışmalarını Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), karbon emisyonlarının azaltılması ve 2053 net sıfır hedefi ekseninde kapsamlı biçimde değerlendirdi. Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefinin henüz net ve bağlayıcı bir yol haritasıyla desteklenmediğini belirten Köybaşı, bu alanda Avrupa’nın Türkiye’ye kıyasla daha ileri bir aşamada olduğunu ifade etti. Hülya Çeşmeci Cengiz konuşmasında “Adil Geçiş İçin Ermenek’ten Dersler” başlığı altında madencilik faaliyetlerinin bölge üzerindeki etkilerini ele aldı. Ermenek’te madenlerin kapatılmasıyla birlikte artan işsizlik sorununa dikkat çeken Cengiz, geçim kaynakları planlanmadan yapılan dönüşümlerin toplumsal adaletsizlikleri derinleştirdiğini vurguladı. Madencilik faaliyetlerinin doğa üzerinde yarattığı tahribat ile emek ve yaşam hakkı arasındaki ilişkinin birlikte düşünülmesi gerektiğini belirtti.
Yeşil Diyalog, farklı sesleri bir araya getirerek, herkes için adil ve yaşanabilir bir gelecek arayışının önemini hatırlatan ortak bir çağrı niteliği taşıdı.
Haber: Nüshet Çamuşoğlu
