Küresel Yeşil Tutumlar Anketi 2025’e göre dünya genelinde her 10 kişiden 8’i, ekonomik büyümenin yavaşlaması pahasına bile olsa doğanın korunmasını öncelik olarak görüyor; Türkiye’de ise mesaj daha net: ekonomi ve çevre birlikte düşünülmeli.

Küresel Yeşil Tutumlar Anketi 2025, çevre meselesinin artık “iyi niyetli bir tercih” olmaktan çıktığını, güçlü bir toplumsal talebe dönüştüğünü gösteriyor. 10 ülkede 10 bini aşkın kişiyle yapılan araştırmaya göre, dünya genelinde katılımcıların yüzde 84’ü çevrenin korunmasını kısa vadeli ekonomik kazançların önünde görüyor. Yani mesele sadece doğayı sevmek değil; bedeli ne olursa olsun korumayı göze almak.
Türkiye sonuçları ise tabloyu daha da ilginç kılıyor. “Ekonomi mi, doğa mı?” ikilemi burada pek karşılık bulmuyor. Katılımcıların yüzde 93’ü, devletin hem ekonomik büyümeyi hem de çevreyi aynı anda güçlendiren politikalar üretmesi gerektiğini düşünüyor. En çok desteklenen yaklaşım ise, ekonomik kalkınmayla çevre korumayı birlikte ele alan yasal düzenlemeler. Kısacası toplum, ya–ya da değil, hem–hem diyor.
Önemli Farkındalıklar
Bireysel düzeyde de dikkat çekici bir farkındalık var. Türkiye’de katılımcıların yüzde 69’u, geçtiğimiz yıla kıyasla çevreyi korumak için daha fazla kişisel adım attığını belirtiyor. Ancak bu isteklilik, güçlü bir eleştiriyle birlikte geliyor: Katılımcıların yüzde 62’si, çevre dostu tercihler yapmanın önündeki en büyük engelin yetersiz kamu desteği olduğunu söylüyor. Toplum çabalıyor, ama yalnız bırakıldığını düşünüyor. Devlete düşen rol konusunda ise neredeyse tam bir mutabakat var. Türkiye’de katılımcıların yüzde 94’ü, hükümetin iklim kriziyle mücadelede ve çevresel dönüşümde çok daha aktif sorumluluk alması gerektiğini ifade ediyor. Temiz enerji yatırımları, yeşil işletmelerin desteklenmesi ve çevreyi koruyan güçlü yasalar, bireysel tercihlerden çok kamusal sorumluluk alanı olarak görülüyor.
