Dünya enerjisinin ağır topları Çin ve Hindistan, yarım asrı aşkın süredir ilk kez aynı anda kömüre frene bastı. Elektrik talebi artmaya devam ederken kömürden üretimin düşmesi, “temiz enerji gerçekten devreye girdi mi?” sorusunu yeniden ve bu kez daha ciddi biçimde gündeme taşıyor.

Küresel enerji hikâyesinde alıştığımız bir refleks vardı: Talep artar, kömür devreye girer. Ancak bu ezber, 2025 itibarıyla çatlamaya başladı. Çin ve Hindistan, toplamda dünyanın en büyük iki kömür tüketicisi, 52 yıl sonra ilk kez eş zamanlı olarak kömürle elektrik üretimini azalttı. Üstelik bu düşüş, ekonomik daralma ya da elektrik talebindeki bir yavaşlamadan değil; tam tersine, yenilenebilir enerjinin rekor düzeyde devreye girmesinden kaynaklandı. Güneş ve rüzgâr santrallerinin hızla artan kapasitesi, artan elektrik ihtiyacını karşılamaya yetti. Yani sistem ilk kez “kömürsüz de olurmuş” deme cesaretini gösterdi. Bu, sembolik olduğu kadar psikolojik bir eşik: Kömür artık otomatik refleks değil, tartışmalı bir seçenek. Elbette bu tablo “kömür devri kapandı” demek değil. Her iki ülkede de hâlâ yeni kömür santralleri planlarda yer alıyor; enerji güvenliği kaygısı masadan kalkmış değil. Ama bu kez hikâye farklı akıyor. Yenilenebilir kaynaklar, sadece çevreci bir vitrin unsuru değil, gerçek bir talep karşılama aracı olarak sahneye çıkmış durumda.
