Dünyaya iklimin gerçeğini anlatan raporlar var. Ama onları yazacak para giderek yok oluyor. Asıl soru şu: Bilim neden hâlâ gönüllülüğe bırakılıyor?

İklim krizini anlamak için dünyanın en çok başvurduğu kaynaklardan biri olan IPCC raporları, bu kez bilimsel tartışmalarla değil, bütçe açığıyla gündemde. Kurumun başkanı Jim Skea, önümüzdeki değerlendirme döngüsünün finansman yetersizliği nedeniyle sekteye uğrayabileceğini açıkça dile getiriyor. Sorun basit ama rahatsız edici: Raporlar yazılabilir, ama yazdıracak para bulunamayabilir. IPCC’nin bütçesi büyük görünmüyor; hatta küresel ölçekte düşünüldüğünde oldukça mütevazı. Buna rağmen hükümetlerin gönüllü katkıları düşüyor, giderler artıyor ve aradaki fark giderek açılıyor. Bu tablo değişmezse birkaç yıl içinde kaynakların tükenmesi ihtimali artık bir senaryo değil, ciddi bir olasılık.
Uzlaşma Sağlanamıyor
Ortaya konan çözüm önerileri ise meseleyi daha da çarpıcı hale getiriyor. Daha az toplantı, daha az seyahat, daha az çeviri. Yani daha az bilimsel etkileşim ve daha sınırlı erişim. Başka bir deyişle, dünyanın en kritik bilimsel çıktılarından biri, tasarruf etmek için kendi sesini kısmaya hazırlanıyor. Üstelik mesele yalnızca finans değil. Raporların zamanlaması konusunda ülkeler arasında uzlaşma sağlanamıyor. Kimileri süreci hızlandırmak isterken kimileri daha temkinli ilerlenmesini savunuyor. Bu da bilimsel üretimin takvimini bile siyasi tartışmaların parçası haline getiriyor. İklim krizi giderek derinleşirken, onu anlamamızı sağlayan bilimsel mekanizma aynı hızda güçlenmiyor. Aksine, daha kırılgan hale geliyor. Bu durum ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Sorun gerçekten para mı, yoksa öncelik eksikliği mi?
