Çevre, sanayi ve teknoloji alanlarında işbirliğini genişleten Güney Kore ile Çin, iklim gündemini günlük siyaset ve ekonomi sahnesine taşımaya hazırlanıyor.

Güney Kore ile Çin, iklim krizini yalnızca çevresel bir başlık olarak ele almak yerine, sanayi ve teknoloji politikalarının merkezine yerleştiren yeni bir işbirliği dönemine giriyor. İki ülke, uzun süredir devam eden çevre işbirliğini güncelleyerek kapsamını iklim değişikliğiyle mücadele, döngüsel ekonomi, biyolojik çeşitlilik ve karbon piyasalarına kadar genişletme konusunda uzlaştı. Bu yaklaşım, iklim meselesinin artık ayrı bir politika alanı değil, üretimden tedarik zincirlerine uzanan geniş bir dönüşüm başlığı olarak ele alındığını gösteriyor.
Yeni işbirliği çerçevesi, düzenli bakanlar düzeyinde toplantılar ve teknik diyalog mekanizmalarıyla desteklenirken, özellikle yeşil enerji, ileri malzemeler ve dijital teknolojiler gibi alanlarda ortak projelerin önünü açmayı hedefliyor. Asya’nın iki büyük ekonomisi için bu adım, bir yandan sınır ötesi çevresel sorunlara ortak yanıt arayışı anlamına gelirken, diğer yandan iklim politikalarının rekabet gücü ve sanayi stratejileriyle iç içe geçtiği yeni bir döneme işaret ediyor. Elbette asıl soru şu: Bu işbirliği söylem düzeyinde mi kalacak, yoksa sahada gerçek dönüşümler yaratacak mı? Ancak görünen o ki, iklim artık sadece geleceğe dair bir vaat değil; bugünün ekonomik ve teknolojik kararlarını şekillendiren somut bir ortak zemin haline geliyor.
