Avrupa Birliği Konseyi, tedarik zincirinde ormansızlıkla mücadeleyi hedefleyen EUDR düzenlemesinde revizyonu onayladı. Kararla birlikte yasa, şirketlere uyum süresi tanımak amacıyla resmen ertelendi.

Avrupa Birliği’nin son yıllardaki en iddialı çevre hamlelerinden biri olarak görülen EUDR, kâğıt üzerinde hâlâ yerli yerinde duruyor. Kahve, kakao, soya, palm yağı, sığır eti ve kereste gibi ürünlerin AB pazarına girebilmesi için “ormansızlaşmaya yol açmadığının” kanıtlanmasını şart koşan düzenleme, teoride küresel doğa tahribatına karşı güçlü bir kalkan. Pratikte ise işler o kadar pürüzsüz ilerlemiyor. AB Konseyi’nin aldığı son kararla birlikte EUDR’nin uygulama takvimi ötelenmiş oldu. Resmî gerekçe tanıdık: Şirketler hazır değil, veri altyapıları eksik, tedarik zincirleri yeterince şeffaf değil. Gayriresmî gerekçe ise daha net: Küresel ticaret bu yükü bir anda taşıyamıyor. Uydu görüntüleri, coğrafi koordinatlar, detaylı izlenebilirlik raporları… Büyük şirketler bile bu denklemi çözmekte zorlanırken, küçük ve orta ölçekli tedarikçiler için tablo daha da karmaşık.
Buradaki kırılma noktası şu aslında, EUDR yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda güçlü bir ticaret filtresi. AB pazarına erişimin çevresel kanıta bağlanması, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki üreticiler için ciddi bir maliyet ve bürokrasi anlamına geliyor. Bu da Brüksel’in “iyi niyetli ama sert” çevre politikalarının sahada nasıl yankı bulduğunu bir kez daha gösteriyor. Erteleme kararı, çevre hedeflerinden vazgeçildiği anlamına gelmiyor. Aksine, AB hâlâ ormansızlaşmayı küresel ölçekte dizginlemek istiyor. Ancak mesaj net: Kurallar değişecekse, piyasanın nefes alabileceği bir geçiş süresi şart.
