Daikin Türkiye’nin sürdürülebilir iş yaşamının yapı sektöründeki karşılıklarını odağına alan “Uzman Günü” etkinliğinde, iklim kriziyle mücadelede mimarlık, teknoloji ve kurumsal sorumluluğun birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Etkinlikte, sürdürülebilirliğin yalnızca enerji verimli teknolojilerle sınırlı olmadığı; çalışma ortamlarının tasarımından karar alma süreçlerine kadar uzanan bütüncül bir dönüşüm alanı olduğu vurgulandı. Enerji verimli binalar, düşük karbonlu iklimlendirme sistemleri ve yeşil bina yaklaşımlarının, sürdürülebilir iş yaşamının fiziksel altyapısını oluşturduğu ifade edildi.
Daikin Türkiye ev sahipliğinde düzenlenen buluşmada, konforlu ve sağlıklı çalışma alanlarının çalışan verimliliği, iş sürekliliği ve uzun vadeli kurumsal dayanıklılık üzerindeki etkileri ele alındı. Mimarlık ve iklimlendirme disiplinlerinin birlikte değerlendirilmesinin, hem çevresel performans hem de iş yaşamı kalitesi açısından belirleyici olduğu belirtildi.
Kapsam…
Program kapsamında; sürdürülebilir mimarlık, enerji verimliliği, yeni nesil bina tasarımları, ısı pompaları, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve düşük karbonlu iklimlendirme çözümleri, iş dünyasının çevresel sorumlulukları ve operasyonel verimlilik hedefleriyle birlikte ele alındı. Mimarlık ve teknolojinin entegrasyonunun, çalışan konforunu artırırken kurumların karbon ayak izini azaltmada önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Katılımcılar etkinlik kapsamında iklimlendirme deneyim merkezini ziyaret ederek, sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerini yerinde inceleme fırsatı buldu.
Daikin Türkiye, ürün geliştirme, AR-GE ve teknolojik yatırımlarını uzun vadeli çevre hedefleri doğrultusunda şekillendirirken, sürdürülebilir iş yaşamına katkı sunmayı amaçlayan bu tür buluşmalarla mimarlık, teknoloji ve iş dünyası arasında ortak bir farkındalık zemini oluşturmayı hedefliyor.
