Salı, Mayıs 19, 2026

19 Mayıs’ın Gençliği Yeşil Ekonomiyi Kuracak mı, Yoksa Seyredecek mi?

Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Dünya yeşil ekonomiye koşarken Türkiye’nin genç nüfusu bu dönüşümün neresinde duruyor? 19 Mayıs’ta sorulması gereken sorulardan biri de bu.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı - 2026

Yüz yılı aşkın bir süre önce bugün, 19 Mayıs 1919’da başlayan kurtuluş hamlesi, Atatürk tarafından Türk gençliğine emanet edildi. Şimdi, aradan bunca yıl geçtikten sonra o emanet yeni ve ağır bir anlam katmanı kazanıyor. Gençliğin önündeki meydan okuma artık yalnızca siyasi ya da ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik. İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybı ve kaynak tükenmesi, bugünün gençlerini tarihte benzeri görülmemiş bir dönüşümün tam ortasına yerleştiriyor. Hazır olsunlar ya da olmasınlar.

Dünya Koşuyor, Biz Neredeyiz?

Küresel ölçekte yeşil ekonominin 2030’a kadar 24 milyon yeni iş yaratması bekleniyor. Yenilenebilir enerji, döngüsel üretim, yeşil finans ve iklim teknolojileri; mühendisinden ekonomistine, tasarımcısından veri bilimcisine geniş bir yetenek havuzu talep ediyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı iş gücünü yeniden şekillendiriyor, Çin iklim teknolojilerinde küresel liderliği pekiştiriyor. Türkiye ise bu yarışta nerede duruyor sorusuyla baş başa.

Türkiye’de tablonun iki yüzü var. Bir yanda iklim farkındalığı yükselen üniversite gençliği, uluslararası yarışmalarda öne çıkan mühendislik ekipleri ve büyüyen bir iklim girişimciliği ekosistemi. Öte yanda müfredatta yeşil becerilerin hâlâ yeterince yer bulamaması, iklim politikalarındaki tutarsızlıklar ve gençlerin karar mekanizmalarından büyük ölçüde dışlanması. Bu açığı kapatmadan yeşil ekonomide söz sahibi olmak mümkün değil.

Beyin Değil, Fırsat Göçü

Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu teoride büyük bir avantaj. Ancak yeşil dönüşümde kariyer kurmak isteyen gençlerin önemli bir bölümü bu fırsatı yurt dışında arıyor. Sorun yeteneğin değil, yeteneğe sunulan zeminin yetersizliği. Yeşil ekonominin kadrosunu Türkiye’de değil, başka ülkelerde dolduran bir gençlik kuşağı, emaneti devralmış sayılır mı? 19 Mayıs’ı kutlarken gençliğe yönelik söylem coşkudan ibaret kalmaya devam ediyor. Oysa bu kuşağın ihtiyacı övgü değil, somut bir yol haritası. Yeşil ekonomide istihdam politikaları, üniversitelerde iklim müfredatı, gençlerin sürdürülebilirlik kararlarına dahil edilmesi ve iklim finansmanına erişim… Bunlar aslında bayram konuşmalarında değil, politika masalarında yanıt bulması gereken sorular. Atatürk’ün gençliğe duyduğu güven tarihe geçti. Şimdi merak edilen, gençlik bu dönüşümü kuracak mı, yoksa uzaktan mı seyredecek?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...