Salı, Nisan 14, 2026

Kastamonu Entegre, COP31’e Doğru Konferansı’nda Atık Modelini Anlattı

Kastamonu Entegre, COP31’e Doğru Sürdürülebilirlik Konferansı’nda ham maddenin önemli bir kısmını geri kazanılmış sanayi atıklarından sağlayan üretim modelini paylaştı.

1776148842_Kastamonu_Entegre_Tedarik_Zincirinden_Sorumlu_Baskan_Yardimcisi_Halim_Sircanci

Türkiye’nin küresel iklim alanındaki çalışmalarını güçlendirecek COP31 öncesinde çeşitli seminerler ve toplantılar organize ediliyor. Bu kapsamda Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen COP31’e Doğru Sürdürülebilirlik Konferanslarının ilk oturumu, Avrupa’nın üçüncü, dünyanın dördüncü büyük MDF ve yonga levha üreticisi Kastamonu Entegre oturum sponsorluğunda 8 Nisan’da Gebze’de gerçekleşti. Oturumda konuşmacı olarak yer alan Kastamonu Entegre Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Halim Sırçancı şirketin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ve hedeflerini paylaştı. 

“Atıklar bir yük değil, değer üreten bir kaynak”

Sürdürülebilirliğin kırılma noktasının üretimde mi tedarik zincirinde mi olduğu konusunun konuşulduğu oturumda atık yönetiminin artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olmadığının, sektörün geleceğini doğrudan şekillendiren stratejik bir alan haline geldiğini vurgulayan Halim Sırçancı sözlerine şöyle devam etti, “Kastamonu Entegre olarak ‘Doğadan Hayata Köprü’ mottomuz ile sürdürülebilirlik çalışmalarımıza devam ediyor, her gün bu motto ile daha fazla ne yapabiliriz konusu üzerine çalışıyoruz. Şirket olarak atıkları bir yük olarak değil, sistem doğru kurulduğunda ve işlediğinde değer üreten bir kaynak olarak görüyoruz ve bu doğrultuda üretimimizin yaklaşık üçte birini geri kazanılmış sanayi atıklarından karşılıyoruz. İtalya’da bulunan fabrikamızda kurduğumuz sistem sayesinde atığın ekonomik değere dönüştüğü bir modele evrildiğini gördük. Türkiye’de de buna benzer bir ekosistemi hayata geçirebilecek güçlü bir potansiyelimiz var. Burada belirleyici olan bütüncül ve doğru kurgulanmış bir sistem yapısı olacaktır. Hayata geçirdiğimiz yatırımlarla kereste atığı, palet, talaş, mobilya atıkları ve benzeri kaynakları temizleyerek üretim süreçlerimize entegre ediyoruz. Belirli ürün gruplarında atık kullanım oranını kademeli olarak yüzde 100 seviyesine çıkarmak ve bu sayede hem maliyet avantajı sağlamak hem de çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz.” 

“Tüm paydaşların dahil olduğu güçlü bir ekosistem kurmak gerekiyor”

Teknolojiye, insana ve AR-GE’ye yatırım yaparak üretim altyapılarını sürekli geliştirdiklerini ifade eden Sırçancı, “Dönüşüm yalnızca şirketlerin kendi çabasıyla gerçekleştirebileceği bir süreç değil; tedarikçiden müşteriye, lojistikten üretime kadar tüm paydaşların dahil olduğu güçlü bir ekosistem kurmak gerekiyor. Yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve merkezi idarenin desteğiyle doğru mevzuat düzenlemeleri hayata geçirildiğinde atıkların ekonomiye kazandırılması mümkün olacaktır. Bu da hem sektörümüz hem de ülke ekonomimiz açısından önemli bir fırsat sunuyor” dedi. 

Son olarak artan maliyetlerin sektörün rekabet gücünü doğrudan etkilediğine değinen Halim Sırçancı; kaynak verimliliği ve geri kazanımın stratejik bir avantaj sağladığını ve sürdürülebilir büyüme için ihracatın önemli bir denge unsuru olduğunu vurguladı. Sırçancı; şirket olarak kısa vadeli düşünmediklerini, 50-60 yıl çalışacak tesisler inşa ettiklerini, büyük resme odaklandıklarını ve bu nedenle sürdürülebilirliğin ve etkin kaynak yönetiminin şirketin tüm yatırımlarının ve kararlarının merkezinde yer aldığının da altını çizdi. 

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...