Cumartesi, Şubat 28, 2026

Avrupa Sanayisi Yavaşladı: Emisyon Düşüyor Ama Dönüşüm Tıkanıyor

Enerji yoğun sanayilerde son 20 yılda kayda değer emisyon düşüşleri sağlansa da, Avrupa’da sanayi dönüşümünün ivme kaybettiği görülüyor. Yeni bir analiz, gerçek ilerlemenin ancak daha derin ve yapısal bir dönüşümle mümkün olacağını ortaya koyuyor.

Avrupa Sanayisi Yavaşladı: Emisyon Düşüyor Ama Dönüşüm Tıkanıyor

Avrupa’da enerji yoğun sanayiler son yirmi yılda sera gazı ve hava kirletici emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. Ancak bu düşüş, son yıllarda belirgin biçimde yavaşladı; kirliliğin sağlık üzerindeki maliyeti ise hâlâ yüksek seviyelerde seyrediyor. Avrupa ÇEvre Ajansı’nın da ortaya koyduğu mevcut tablo, teknolojik iyileştirmelerin tek başına yeterli olmadığını ve sanayide daha köklü bir dönüşüm ihtiyacının giderek görünür hale geldiğini gösteriyor.

Enerji yoğun sektörler, Avrupa sanayi kaynaklı sera gazı emisyonlarının yaklaşık dörtte birini oluştururken; kükürt ve azot oksitler gibi başlıca hava kirleticilerin de önemli bir bölümünden sorumlu. Son yirmi yılda bu sektörlerde emisyonlar ciddi oranda geriledi, ancak bu düşüşün özellikle 2020 sonrası dönemde ekonomik daralma ve yapısal değişimlerle birlikte hız kazandığı görülüyor. Yani emisyonlardaki azalma, her zaman verimlilik artışının değil, üretim ve talep düşüşünün de bir sonucu.

Zorlu Rekabet

Demir-çelik, çimento ve kireç, alüminyum, kağıt, cam, kil ve kimya gibi sektörler, imalat sanayindeki toplam enerji tüketiminin büyük kısmını oluşturuyor. Enerji krizinin ardından yüksek elektrik maliyetleri, bu sektörlerin rekabet gücünü daha da zorlarken; küresel arz fazlası ve zayıf talep gibi yapısal sorunlar tabloyu ağırlaştırıyor. Avrupa’da elektrik maliyetlerinin başlıca ticaret ortaklarına kıyasla katbekat yüksek olması, dönüşüm baskısını daha da artırıyor.

Analiz, ilerlemenin ancak mevcut çevre ve iklim mevzuatının tam uygulanmasıyla ve emisyon yoğun üretim süreçlerinde köklü değişikliklerle mümkün olacağını ortaya koyuyor. Elektrifikasyon, alternatif hammaddeler, ikincil ham madde kullanımı ve döngüsel üretim modelleri; hem iklim hem de kirlilik açısından ortak fayda sunan başlıca dönüşüm yolları olarak öne çıkıyor. Ancak her yolun kendi içinde çevresel ve ekonomik ödünler barındırdığı da açıkça vurgulanıyor.

Yeşil perspektiften bakıldığında asıl mesele şu: Avrupa sanayisi, emisyonları düşürürken rekabet gücünü koruyabilecek mi, yoksa dönüşüm maliyeti yeni bir sanayi daralmasını mı tetikleyecek? Yanıt, teknoloji yatırımlarından çok, dönüşümün ne kadar bütüncül ve adil kurgulandığında yatıyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...