Sürdürülebilir finans piyasasında “greenwashing” ile mücadelenin en güçlü kalkanı olan AB Yeşil Tahvil (EuGB) standardına uyum sağlayan Deutsche Bank, 500 milyon avroluk ihracıyla yeşil dönüşümün finansmanında şeffaflık çıtasını zirveye taşıyor.

Deutsche Bank, Avrupa Birliği’nin 2024 sonunda yürürlüğe giren ve sürdürülebilir finansın “altın standardı” olarak kabul edilen EuGB yönetmeliği altındaki ilk yeşil tahvilini ihraç etti. Bu yeni standart, yatırımcılar için sadece bir etiket değil; tahvil gelirlerinin doğrudan AB Taksonomisi ile uyumlu ekonomik faaliyetlere yönlendirilmesini garanti eden katı bir şeffaflık taahhüdü anlamına geliyor. Banka, bu adımıyla finansal enstrümanların çevresel etkilerini raporlama konusunda belirsizliği ortadan kaldıran yeni bir hesap verebilirlik modeline öncülük ediyor.
Konut Sektöründe Yeşil Dönüşümün Finansmanı
500 milyon avro büyüklüğündeki bu tahvilden elde edilen gelirler, bankanın “Sürdürülebilir Enstrümanlar Çerçevesi” altında yer alan Yeşil Binalar kategorisindeki varlıkların yeniden finansmanında kullanılacak. Portföyün tamamı, AB Taksonomisi uyumlu konut gayrimenkul kredilerinden oluşuyor. Bu stratejik tahsisat, bankanın sadece portföyünü yeşillendirmekle kalmayıp, aynı zamanda Avrupa’nın net sıfır ekonomi hedeflerine giden yolda gayrimenkul sektöründeki enerji verimliliği dönüşümünü nasıl fonladığını da somut bir şekilde kanıtlıyor.
Yatırımcı Güveni Ve Net Sıfır Hedefleri
Deutsche Bank Grup Haznedarı Richard Stewart’ın da vurguladığı gibi, AB Yeşil Tahvil standardına uyum sağlamak yatırımcılara yüksek kaliteli ve doğrulanabilir bir yatırım fırsatı sunuyor. Kurumsal dünyada sürdürülebilirlik beyanlarının doğruluğunun sorgulandığı bir dönemde, bu tahvil ihracı hem bankanın geçiş planlarına olan bağlılığını gösteriyor hem de finans sektörünün iklim kriziyle mücadeledeki rolünü daha tanımlı bir hale getiriyor. Finans dünyası için artık soru “yeşil miyiz?” değil, “bu yeşili hangi standartla kanıtlıyoruz?” sorusu etrafında şekilleniyor.
