Dijital dönüşüm, tasarım ve sürdürülebilirliği aynı vizyonda buluşturan Doğanlar Mobilya Grubu, “Geleceğin Mobilyası” yaklaşımıyla sektörde yeni bir paradigma inşa ediyor. Bu vizyonun arkasındaki isim olan Doğanlar Mobilya grubu CEO’su Mutlu Erturan, Yeşil İş Platformu Dergisi’ne verdiği röportajda, sürdürülebilir büyümenin iş modellerine nasıl entegre edildiğini, mobilyanın geleceğinin hangi değerler üzerine kurulduğunu ve yeşil dönüşüm yolculuklarını anlattı.
Röportaj: Eda Ünsün

Öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
ODTÜ Ekonomi mezuniyetimin ve Nottingham Üniversitesi’ndeki MBA eğitimimin ardından, her zaman teknoloji ile stratejik dönüşümün kesişim noktasına odaklandım. Banka ve e-ticaret gibi öncü kurumlarda üst düzey yöneticilik yaparak dijital ekosistemin büyümesine katkı sağladım. Son olarak İngiltere merkezli bir biyoteknoloji şirketinde CEO’luk görevini üstlendim. Doğanlar Mobilya Grubu ile yollarımız ise 2022 yılında Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak kesişti. Üç yıl süren bu görev süresince grubun potansiyelini ve vizyonunu yakından deneyimleme fırsatı buldum. Bugün, kariyerim boyunca edindiğim dijital dönüşüm, operasyonel mükemmeliyet ve sürdürülebilir büyüme alanlarındaki birikimimi; tasarımın gücüyle birleştirerek grubumuzu geleceğin dünyasına hazırlamaya odaklanıyorum.
Geleceğin mobilyasını şekillendirmek ve daha iyi bir gelecek inşa etmek için sürdürülebilirlik bazında neler yapıyorsunuz?
Doğanlar Mobilya Grubu olarak sürdürülebilirliği bir sosyal sorumluluk projesi değil, iş modelimizin ana omurgası olarak görüyoruz. Geleceğin mobilyasını şekillendirirken üç temel stratejiyle hareket ediyoruz. Tasarım süreçlerimize ‘döngüselliği’ entegre ettik. Ürünlerimizin sadece ömrünü uzatmakla kalmıyor, üretimde geri dönüştürülmüş ham madde ve sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen (FSC sertifikalı) ahşap kullanımını artırıyoruz. Operasyonel verimlilik ve teknoloji alanında ise dijital dönüşüm kaslarımızı karbon ayak izimizi azaltmak için kullanıyoruz. Tedarik zinciri ve lojistik süreçlerimizi yapay zeka ile optimize ederek enerji sarfiyatını azaltıyor, üretimde ‘sıfır atık’ prensibiyle hareket ediyoruz. Üretim tesislerimizde de yenilenebilir enerji kullanımını teşvik ediyor, yatırımlarımızı bu yönde yapıyoruz. Yönetim kısmında da Sürdürülebilirliik Komitelerimizle çalışmalar yapıyoruz. Bu komiteler, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi sadece iyi niyetli bir dilek olmaktan çıkarıp, tüm operasyonlarımıza ve kurumsal kültürümüze nüfuz eden somut ve ölçülebilir politikalara dönüştüren ana mekanizmaları oluşturuyor. İnsan kaynağımıza yaptığımız yatırımlarla çalışanlarımızın gelişimini destekliyor, iş sağlığı ve güvenliğini önceliklendiriyoruz. Ayrıca, kadın yönetici oranımızı %17’ye, STEM pozisyonlarındaki kadın çalışan oranını ise…
*Röportajın tamamına Yeşil İş Platformu Dergisi Şubat sayısından ulaşabilirsiniz.
