Moda sektörünün hızla büyüyen tüketim döngüsü, dünyayı en fazla zorlayan alanlardan biri haline gelirken, Türkiye’den yükselen yenilikçi bir girişim bu döngüyü tersine çevirmeye kararlı: nivo.
Röportaj: Nüshet Çamuşoğlu

Merkez, yalnızca bir üretim tesisi değil; kaynakları koruyan, atığı yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm alanı. nivo’nun Kurucusu ve CEO’su Arnas Akbaş, markanın Nivogo’dan nivo’ya evriliş sürecinden döngüsel moda vizyonuna, geleceğin sürdürülebilir ekonomi modeline kadar pek çok başlığı Yeşil İş Platformu Dergisi için değerlendirdi.
Öncelikle sizi ve nivo ekibini kısaca tanıyabilir miyiz?
Ekibin iki kurucu ortağından biriyim. Başta sadece yakın bir arkadaşımla birlikte yola çıktık, bugün ise yaklaşık 250 kişilik bir ekibe ulaştık. Aslında nivo’nun arkasında, birbirine sıkı sıkıya bağlı, organize olmuş yüzlerce kişiden oluşan bir topluluk var. nivo’yu tek bir yapı olarak değil, iç içe geçmiş üç ana oluşumun uyumlu bir harmonisi olarak tanımlayabiliriz.
İlk ekibimiz, ağırlıklı olarak Gebze’deki Yenileme Merkezi’nde konumlanan ve yaklaşık 100 kişiden oluşan, ürünlerin yenilenmesine odaklanan yenileme merkezi ekibi. İkinci ekibimiz, yenilenen bu ürünleri bir sonraki kullanıcılarla buluşturan mağazacılık ekibimiz. Türkiye’nin 5 farklı şehrinde, 15 mağazamızda görev yapan arkadaşlarımız, her ürünün ikinci yaşam hikâyesini anlatan yüzümüz. Üçüncü ekibimiz ise tüm bu yapının arkasındaki teknolojiyi, iletişimi ve operasyonel süreçleri yöneten merkez ofis ekibimiz. 40’tan fazla nivo’lu; yazılımdan iletişim stratejilerine, veri analizinden süreç optimizasyonuna kadar farklı dikeylerde nivo’nun büyümesini ve ölçeklenmesini sürdürülebilir şekilde yönetiyor.
Kısacası, nivo’yu nivo yapan şey; bu üç yapının birbirini tamamlayan uyumu. Her biri farklı bir alanda değer yaratıyor ama ortak bir hedef için çalışıyor: Kaynakları koruyarak, döngüsel bir ekonomiyi günlük hayatımızın bir parçası haline getirmek.
Nivogo’dan nivo’ya geçiş süreci nasıl oluştu? Bu değişimin arkasındaki ana neden neydi?
Aslında şirketimizin adı da en başından beri nivo’ydu. Kendi aramızdaki sohbetlerde de markamızı hep bu isimle tanımlardık. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında radikal bir değişim gibi görünse de bizim için bu süreç özümüze dönüş hikâyesiydi. nivo markasıyla birlikte daha sade ve güçlü bir kimliğe kavuştuk. Bu sadeleşmenin temelinde ise çok daha büyük bir ekosistem hedefi yatıyor. Döngüsel ekonominin önümüzdeki dönemde insanlığın yaşam biçimini şekillendireceğine inanıyoruz. Biz de bu dönüşümün savunucusu, öncüsü ve itici gücü olmayı amaçlıyoruz. Bu vizyonu yansıtacak en doğru isim de zaten kendi öz ismimiz, yani nivo’ydu.
Röportajın tamamı Yeşil İş Platformu Dergisi Ocak sayısında!
