Perşembe, Mart 19, 2026

Küresel İklim Masasında Türkiye’ye Zor Soru!

Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi’nde bazı ülkelerin iklim söylemini yumuşatma girişimi, küresel müzakerelerde yeni bir gerilimi ortaya çıkardı. Sürecin merkezindeki aktörlerden biri ise COP31’e ev sahipliği yapacak olan ülkemiz…

UNEA

Birleşmiş Milletler Çevre Meclisi’nin (UNEA) Nairobi’deki oturumları, bu yıl yalnızca çevre politikalarıyla değil, iklim krizinin nasıl adlandırılacağına dair tartışmalarla da öne çıktı. Toplantılar sırasında Türkiye ve Suudi Arabistan, karar taslaklarında yer alan bazı iklim ifadelerinin daha yumuşak bir dille yeniden yazılması ya da metinden çıkarılması yönünde girişimlerde bulundu.

Tartışmaya açılan başlıklar arasında iklim değişikliğine doğrudan yapılan atıflar, buzulların erimesine ilişkin bilimsel ifadeler ile gençlerin ve yerli toplulukların iklim politikalarındaki rolüne dair vurgular yer aldı. Bu hamle, müzakereleri yakından takip eden delegeler ve sivil toplum temsilcileri tarafından, iklim krizinin küresel ölçekte giderek daha görünür hale geldiği bir dönemde “geri adım” olarak yorumlandı.

Diğer yandan, süreç Türkiye açısından ayrıca önemli. Türkiye, önümüzdeki yıl düzenlenecek COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, uluslararası iklim diplomasisinde üstleneceği rol daha yakından izleniyor. Uzmanlar, UNEA’daki dil tartışmasının yalnızca teknik bir metin düzenlemesi olmadığını, küresel iklim yönetişiminde verilen mesajın tonunu da doğrudan etkilediğini vurguluyor. İklim krizinin sonuçları dünyanın farklı coğrafyalarında giderek daha sert hissedilirken, bu tür metin müdahaleleri ülkelerin iklim politikalarına dair niyetlerini de görünür kılıyor. Nairobi’deki tartışma ise şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: Küresel iklim müzakerelerinde asıl mücadele artık eylemler kadar, kullanılan kelimeler üzerinden mi yürütülüyor? Günün sonunda, uluslararası iklim diplomasisinde sınıfta kalmak da var…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Daha fazlası...